Mangalda Kozalak Yanar mı? Bir Kış Akşamının Unutulmaz Hikâyesi
Kayseri’nin Soğuk Bir Akşamında Başlayan Merak
Değerli Asuborek okurları, bu makalemizde “Mangalda kozalak yanar mı” konusunda bilmeniz gereken her şeyi derledik.
Bazı sorular vardır, cevabını öğrenmekten çok o sorunun peşinden giderken yaşadıklarımız önemlidir. “Mangalda kozalak yanar mı?” sorusu da benim için tam olarak böyle bir şey oldu.
Kayseri’de kış akşamları farklıdır. Hava öyle bir soğur ki insan kapının önüne çıktığında yüzüne çarpan rüzgârla birlikte bütün düşüncelerini yeniden düzenler. Sobanın yanında oturmak, sıcak çayı avuçların arasında tutmak ve dışarıdaki sessizliği dinlemek başka hiçbir yerde olmayan bir huzur verir.
O gün de böyle soğuk bir akşamdı. Eski defterlerimin arasından çıkardığım günlüklerimi karıştırıyordum. Ben yıllardır hissettiklerimi, yaşadığım küçük olayları ve aklıma takılan soruları yazan biriyim. Bazen bir günün tamamını birkaç sayfaya sığdırırım, bazen de sadece tek bir cümle yazarım.
O gün günlüğüme şu cümleyi yazmıştım:
“Bugün küçük bir şeyin peşinden gidip büyük bir anı biriktireceğim.”
Henüz bilmiyordum ama gerçekten de öyle olacaktı.
Bahçedeki Eski Mangal ve Çocukluk Hatıraları
Dedemden kalan eski bir mangalımız vardı. Bahçenin köşesinde yıllardır duruyordu. Üzeri biraz paslanmış, kenarları eskimiş olsa da benim için sıradan bir eşya değildi.
Çünkü o mangalın başında çocukluğuma ait birçok anı vardı.
Dedem yaz akşamlarında mangal yakarken ben yanında oturur, ateşin hareketlerini izlerdim. Ona sürekli sorular sorardım.
“Dede, ateş neden dans ediyor?”
“Dede, kömür neden kırmızı oluyor?”
“Dede, şu kozalak yanar mı?”
Çocukken sorduğum o soru yıllar sonra yeniden karşıma çıkmıştı.
Aradan bunca zaman geçmişti ama bazı meraklar insanın içinde sessizce yaşamaya devam ediyor.
O gün bahçede birkaç kozalak gördüm. Kayseri’nin çevresinde yürüyüş yaparken topladığım kozalaklardı. Elime aldığımda üzerindeki küçük detaylara baktım. Her biri sanki başka bir hikâyeden gelmiş gibiydi.
İçimden bir ses:
“Acaba gerçekten mangalda kozalak yanar mı?”
diye sordu.
Ve ben yine çocukluğumdaki meraklı hâlime dönmüştüm.
Kozalağı Ateşe Yaklaştırdığım An
Mangalın içine birkaç odun yerleştirdim. Akşamın sessizliği içinde küçük bir ateş yakmaya başladım. Alevlerin çıkardığı ses bana garip bir şekilde huzur verdi.
Bazen insanın hayatında öyle anlar olur ki hiçbir şey olağanüstü değildir ama yine de unutulmaz olur.
Benim için o anlardan biri buydu.
Elimde kozalakla ateşin başında duruyordum.
Bir yandan merak ediyordum, bir yandan da biraz çekiniyordum.
Çünkü doğanın içinden gelen bir şeyi ateşe bırakmak bana tuhaf geldi.
Sanki kozalak sadece kuru bir parça değildi. Ormanda büyümüş, rüzgâr görmüş, yağmur yaşamış küçük bir hatıraydı.
Yine de merakım ağır bastı.
Kozalağı mangala yaklaştırdım.
Bir süre bekledim.
Ve o an kendi kendime düşündüm:
“Evet, kozalak yanabilir. Ama acaba bunu yapmak gerçekten doğru mu?”
Mangalda Kozalak Yanar mı? Gerçek Cevap ve O Anın Hissettirdikleri
Evet, kuru kozalaklar yanabilir. İç yapıları ve reçineli olmaları nedeniyle kolay tutuşabilirler. Özellikle tamamen kurumuş kozalaklar kısa süre içinde alev alabilir.
Ama benim için mesele sadece “yanar mı?” sorusunun cevabı değildi.
Asıl mesele, o an hissettiklerimdi.
Ateşin yanında dururken hem heyecanlandım hem de biraz hüzünlendim. Çünkü küçücük bir kozalak bana geçmişimi hatırlatmıştı.
Bir anda kendimi çocukluğumdaki hâlimle karşılaştırdım.
Eskiden ateşin karşısında oturup sadece hayranlıkla bakardım.
Şimdi ise her şeyin nedenini anlamaya çalışan bir yetişkindim.
Bunu fark ettiğimde içimde küçük bir burukluk oluştu.
Zaman gerçekten çok hızlı geçiyordu.
Bir Kozalak, Bir Günlük ve Birkaç Duygu
Benzer Bir Yazı: Kozmik enerji hangi hastalıklara iyi gelir ?
O gece eve döndüğümde günlüğümü tekrar açtım.
Sayfanın başına şu başlığı attım:
“Mangalın Yanındaki Eski Merak.”
Sonra yazmaya başladım.
“Bugün bir kozalak bana çocukluğumu hatırlattı.”
Bazen hayatımızdaki en küçük şeyler, en büyük duyguları ortaya çıkarır. Bir koku, eski bir eşya, bir şarkı veya bahçede duran bir kozalak…
Ben o akşam biraz hüzünlüydüm.
Çünkü geçmişi özlemiştim.
Ama aynı zamanda mutluydum.
Çünkü hâlâ merak edebiliyordum.
İnsanın büyüdükçe kaybettiği şeylerden biri de şaşırma duygusu oluyor. Her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. Oysa bazen küçük bir kozalak bile bize yeni bir şey öğretebiliyor.
Kozalak Yakmak Hakkında Düşünmemiz Gerekenler
Kozalaklar yanabilir ancak mangal yakarken dikkatli olmak gerekir. Çünkü kozalakların hızlı tutuşması ve reçineli yapıları nedeniyle alevi aniden artırabilir.
Özellikle kapalı alanlarda veya kontrolsüz şekilde kullanılması doğru değildir.
O akşam benim asıl öğrendiğim şey de buydu.
Her yanabilen şey yakılması gereken bir şey değildir.
Doğa bize birçok güzellik verir. Bazen onları kullanmadan, sadece olduğu gibi görmek bile yeterlidir.
Ormanda yürürken yerde gördüğüm kozalakları artık farklı gözle görüyorum.
Onlar sadece yakacak bir şey değil.
Onlar ağacın bir parçası.
Bir mevsimin hatırası.
Bir doğa hikâyesi.
Arkadaşlarımla Paylaştığım Komik Ama Duygusal An
Birkaç gün sonra arkadaşlarımla otururken bu olayı anlattım.
Biri hemen güldü.
“Sen gerçekten bir kozalak için günlük mü yazdın?”
dedi.
Ben de güldüm.
Haklıydı.
Dışarıdan bakınca biraz komik görünüyor olabilir.
25 yaşında bir insanın oturup bir kozalak hakkında duygusal düşüncelere dalması…
Ama ben böyleyim.
Bazen insanların hızlıca geçtiği şeylerde uzun uzun duruyorum.
Bir kahvenin kokusu, eski bir fotoğraf, yağmur sesi…
Bunların hepsi bana bir şeyler anlatıyor.
Arkadaşım tekrar sordu:
“Peki sonuç ne? Mangalda kozalak yanar mı?”
Gülümsedim.
“Yanıyor. Ama bana asıl yanan şeyin kozalak değil, eski anılar olduğunu öğretti.”
Biraz sessizlik oldu.
Sonra hepimiz güldük.
Doğanın Küçük İşaretlerini Fark Etmek
Hayat bazen bize büyük dersleri büyük olaylarla vermez.
Bazen küçücük bir olay yeterlidir.
Benim için “Mangalda kozalak yanar mı?” sorusu böyle bir yolculuğa dönüştü.
Başlangıçta sadece meraktı.
Sonra çocukluk anısı oldu.
Daha sonra duygusal bir akşamın hatırasına dönüştü.
Şimdi ne zaman bir kozalak görsem o soğuk Kayseri akşamını hatırlıyorum.
Bahçedeki eski mangalı…
Ateşin sıcaklığını…
Dedemin sesini…
Ve içimde oluşan o garip karışımı:
Biraz hüzün.
Biraz mutluluk.
Biraz da umut.
Son Bir Not: Bazen En Küçük Şeyler En Büyük Hikâyeleri Saklar
O gün günlüğümün sonuna şöyle yazmıştım:
“Bugün bir kozalak yandı, ama aslında geçmişten kalan bir anı yeniden aydınlandı.”
Belki de hayatın güzelliği burada saklıdır.
Her şeyin büyük ve gösterişli olması gerekmiyor.
Bazen bahçede duran eski bir mangal, bazen kuru bir kozalak, bazen de soğuk bir kış akşamı insanın içine dokunmaya yeter.
“Mangalda kozalak yanar mı?” sorusunun cevabını artık biliyorum.
Evet, yanar.
Ama bazı şeyler vardır ki ateşle değil, hatıralarla anlam kazanır.