İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri: Bir Tarihsel Efsane ve Günümüzün Komik Yansıması
Bundan birkaç hafta önce, bir akşam arkadaşlarla buluşmuştuk. Benim tipik halimle, esprilerle ortamı ısıtmaya çalışırken, birdenbire konu savaşlara geldi. Ben de tarih hakkında birkaç bilgi verip, kimseyi sıkmadan güzel bir sohbet yapayım derken, bir arkadaşım “İtilaf Devletleri ile İttifak Devletleri nedir ya? Hadi bakalım, tarihi bilgin ne kadar?” diye sordu. Ben de tabii ki hemen “Neden olmasın?” diyerek, elimdeki patates cipsiyle “İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri nedir?” sorusuna eğlenceli bir şekilde, kendi tarzımda yanıt vermeye başladım.
İtilaf Devletleri: Aslında ‘Ağır Toplar’ Ama Şu An ‘Çok Tanıdık’lar
İtilaf Devletleri, 1. Dünya Savaşı’nda birlikte hareket eden bir grup ülke. Yani, modern dünyanın bir anlamda “flashback” sahnesine benziyor. Bugün sanki sürekli karşımıza çıkan, her hafta görmeye alıştığımız tipler gibi. Kimler mi bunlar?
Birleşik Krallık: İngiltere demek, tarihi süper güç demek. Yani, “Beni unutma, ben seni hiç unutmam” ilişkisi. O zamanlar dünyayı sömürmüş, bugünse dizilerle sömürmeye devam ediyor.
Fransa: Kardeşim, Fransızlar her zaman konuşkan, her zaman hazır, her zaman tatlı. 1. Dünya Savaşı’nda da yanlarındaydılar, tabii şık bir şekilde. Onlar hep ‘l’affaire’yi düzeltmeye çalışan diplomatlar.
Rusya: Hani, tarih derslerinde sürekli kötü bir şeyler yapıyormuş gibi anlatılır. O dönem biraz garip, bazen dost bazen düşman. Ama tabii ki o dönem İtilaf Devletleri’ne destek oluyorlardı.
İtalya: Gerçekten çok eğlenceli bir seçim. Tam savaşta, bir bakıyorsun İtalya başka bir tarafa geçiyor. O yüzden savaş boyunca İtalya’ya dikkat et, ne olacağı belli olmaz.
Ve tabii, ABD de savaşa sonradan dahil olan, ama “ağır gelirim” dedikten sonra doğru hamleyi yapıp savaşı kazanmak için bayağı ter döken bir ülkedir.
Ama, şu da var: İtilaf Devletleri’ne bakınca, hepimizin bildiği, tanıdık “popülerler”. Savaşta da en çok öne çıkan, bir bakıma “tartışmasız yıldızlar” onlar. Herkes tanıyor, herkes bir şekilde bir ilişki kuruyor. “Aman tanıdık birileridir” dedikleri kişiler gibi.
İttifak Devletleri: Başlangıçta Beraber, Sonra Hemen Ayrıldılar
İttifak Devletleri’ni düşündüğümde aklıma ilk gelen şey şu: Bu devletler, bir grup insanın “Hadi hep beraber kafa yapalım, ortalığı karıştıracak çok eğlenceli işler yaparız” diye bir araya gelmesi gibi. Yani başta çok havalıydılar ama sonra işler karıştı. Kimler mi bunlar?
Almanya: Her zaman hırslı, çok planlı ve işini ciddiyetle yapan biri. Ama o kadar ciddi ki, bazen kimse anlamıyor. “Daha fazla savaş, daha fazla strateji” diyen bir akıl.
Avusturya-Macaristan: Almanya’nın ‘güçlü’ dostu, ancak biraz da dağılmaya çok meyilli bir yapısı var. Ülke dağılacak ama savaş devam ediyor. Girişimci bir ruh!
Osmanlı İmparatorluğu: Tarihteki en “sürpriz” isim. Osmanlı, başlarda İttifak Devletleri’ne katıldı. Ama gel gör ki, o kadar karmaşık işler dönüyordu ki, savaş sonunda zaten hangi tarafta oldukları pek belli değildi. Savaş zamanında herkesi bir şekilde şaşırtmayı çok sevmişlerdi.
Bulgaristan: İttifak Devletleri’nin “işin içinde çok fazla iş yok” diye düşünüp zaman zaman yapmadığı şey kalmamış ama sonra “Emin ol, gerçekten doğru yoldayım” diyerek hatalarını düzeltmeye çalışan bir başka ülke.
İttifak Devletleri’nin durumu biraz “az ama öz” gibi. Yani savaş başladığında belli bir güçleri vardı, ama sonunda tek başlarına kalmışlardı. Hayatın gerçeklerinden biri; ne kadar “arkadaş” olsan da, bir noktada kendi yolunu çiziyorsun.
İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri Arasındaki Mücadele: Modern Hayata Paralele Bakış
Düşünsene, İtilaf Devletleri aslında hepimiz gibi “popüler grup” oluyorlar. Önde olmak istiyorlar, “En iyisi biziz” demek derdindeler. Ama gerçek şu ki, bazen fazla popüler olmak, insanlar arasında biraz gıcık olmanıza sebep olabiliyor. O yüzden İtilaf Devletleri’nin de bu kadar “ağır” olmasının nedeni belki de budur. Birçoklarının “Aman, bunu yapma” dediği bir dönemde, onlar asla durmadılar.
İttifak Devletleri ise sanki sürekli “Geri planda kalalım, sonra hamle yapalım” düşüncesindeler. Kimi zaman çok dikkatli ve temkinliler, ama bazen de plansızca hata yapabiliyorlar. Tıpkı sabah kahvesi içmeden iş yerimize gitmeye çalışan, sabahları aceleyle kahvaltıyı kaçıran birini düşünün. Herkesin gözünde “Böyle yapmamalısın” dediği, ama kendi bildiğini okuyanlar.
Sonuç: Tarih Bizi Nasıl Şekillendiriyor?
Evet, İtilaf Devletleri ve İttifak Devletleri’nin hikayesi bize tarihsel olarak çok şey öğretmiş olabilir. Ama şunu unutmayın: Tarihin izinde gitmek bazen daha da önemli değil mi? Herkesin kendi stratejisini uyguladığı, bazen dost bazen düşman olunduğu bir dünyada, önemli olan kendini doğru konumlandırmak ve gerektiğinde müttefiklerle ortak hareket etmek. Kimseyi hafife almayın; bazen kahvenizle bile savaşabilirken, dışarıda bekleyen dünya var.
Ama en sonunda şunu diyebilirim: Her ne kadar savaşlar ve zaferler önemli olsa da, arkadaşlarla bir arada gülüp eğlenmek, günlük hayatta birbirini anlamak en önemli şey. Tabii, bir de çok fazla tarih bilmek bazen başınızı ağrıtabilir!