Nöronda Uyarıları Alan Kısımlara Ne Ad Verilir? Hayatla ve Sinir Sistemiyle Dalga Geçmek
Evet, sevgili okur! Bugün “Nöronda uyarıları alan kısımlara ne ad verilir?” sorusunu ciddi ciddi ele alacağım. Ama merak etme, bu yazı kesinlikle bir bilimsel tez olmayacak. İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, kafası her an bir espriyle dolup taşan ama içten içe her şeyin anlamını çözmeye çalışan bir adam olarak, bu konuyu gündelik hayattan örneklerle sana anlatacağım. Hadi gel, gelmeden önce biraz eğlenelim, çünkü bu yazıyı okurken bilimsel terimler, komik hikâyeler ve iç seslerle bolca karşılaşacaksın!
Neymiş Bu Nöronlar, Hangi Kısımlar Uyarıları Alıyormuş?
Öncelikle, hepimizin hayatında bir şekilde var olan nöronlar, sinir sistemimizdeki minik işçiler gibi çalışıyor. Şimdi, belki de bu yazıyı okurken sen de “Ben de bir nöron gibi çalışıyorum!” diyorsun. Hatta, o kadar sık çalışıyorsun ki bazen “Neyim eksik, ya benden bir şeyler kaçıyorsa?” diyorsundur. İşte, nöronlar da aynen böyle; sürekli sinyal alıp gönderiyorlar. Ama uyarıları alan kısımlar ne? Cevap veriyorum: Dendritler!
Dendritler, nöronun dışarıdan gelen sinyalleri alan kısmı. Yani, bir nevi “Kulağa gelin!” diye bağıran, etrafındaki her sesi ve uyarıyı fark eden alıcılar. Bir nevi, sınıfta öğretmenin “Kimse sessizleşsin!” dediğinde sınıfın her köşesinden gelen dikkate değer sesler gibi. Gerçekten, bazen o kadar fazla uyarı alırlar ki, dendritler bir noktada “Aman Tanrım, yeter!” diyordur.
Dendritlerin Hayatımıza Etkisi: “Günlük İşler, Sinirler, ve Aşk”
Hayatın anlamını çözmeye çalışan biri olarak şunu fark ediyorum ki, bizim dendritlerimiz de sanki hayatın tüm uyarılarını alıyor. Sabah alarmı çalar, “Yeter!” dedikten sonra telefonu elime alıyorum ve hemen Instagram’da neler olmuş diye bakıyorum. Bu, benim dendritlerim gibi. Tam anlamıyla, beynimin sosyal medya uyarılarına tepki verdiği anlar.
İç sesim: “Ya artık yeter, neyi görmeye çalışıyorsun? Gerçek hayat var!”
Ben: “Ama ya yeni fotoğraf ne oldu?”
Burada, dendritlerin günlük hayatımızdaki etkisiyle bir noktada kaynaşıyor. Çünkü nöronlar sürekli olarak dış dünyadan gelen uyarıları alır ve bize iletir. Geriye kalan tek şey, bizim ne kadar bu uyarılara yanıt vereceğimiz ve bu yanıtların ne kadar bizi “şarj edeceği.”
Dendritlere Girmeden, Düşüncelere Dalmak
Dendritlerin işlevini düşündükçe, biraz da hayatın içinden örnekler vermek istiyorum. Mesela, geçen gün arkadaşım Emre ile çay içiyorduk. Konu döndü dolaştı, işler, aşklar, hayatın anlamı derken birden “Ya sen bir insanın ne kadar iyi bir dendrit olabileceğini düşündün mü?” diye sordum.
Emre gözlüğünü düzeltip bana bakarak:
– “Abi, ne diyorsun ya?” dedi.
Ben de:
– “Yani, biliyor musun, dendritlerin içindeki sinyal akışı gibi hayat da bazen bize gelip çok fazla uyarı gönderiyor, biz de bir şekilde bunlara tepki veriyoruz. Bazen güzel şeyler, bazen de aşırı yüklemeler alıyoruz.”
Emre sadece başını sallayarak, “Tamam, tamam, ağzından bal damlıyor” dedi. Tabii ben de kendi kendime güldüm. Ama işte dendritlerin bir noktada olduğu gibi, biz de gün içinde beynimize o kadar çok uyarı gönderiyoruz ki, bazen “Yeter, kafamı dağıt!” diyecek hale geliyoruz.
İç Ses: “Hayat Zaten Bir Sinirsel İletişim Mi?”
Gelelim asıl soruya: “Nöronda uyarıları alan kısımlara ne ad verilir?” Bu soruya cevap verdik, dendritler dedik. Ama bazen düşünüyorum; hayat da tam olarak bir nöron gibi değil mi? Birbirimize sürekli sinyaller gönderiyoruz, yani dışarıdan gelen uyarılarla sürekli “haberleşiyoruz.” Birbirimizi dinliyoruz, ama bazen algılamıyoruz. Mesela, şu an okuduğun bu yazıyı da bir sinyal olarak düşünebilirsin. O kadar çok uyarı var ki, bazen biz de kafamızda onları işleme sürecine sokuyoruz, bazılarını kabul ediyoruz, bazılarını “Ne alaka?” diye silip atıyoruz.
Sonuç: Hayat Bir Dendritin İçinden Geçiyor
Sonuç olarak, dendritlerin uyarıları alması ve bize iletmesi gibi, hayat da sürekli bir sinyalleme işidir. Ne kadar çok uyarı alırsan, o kadar çok düşünmen gerekebilir. Ama unutma, her dendritin de bir sınırı vardır! Şu an dünyadaki her şeyin mükemmel olması beklenemez. Bazen beynimiz aşırı uyarılarla dolup taşar, ama önemli olan, bu uyarılara nasıl tepki vereceğimiz. Kimi zaman bir kahkaha, kimi zaman bir durup düşünme, kimi zaman ise sadece bir nefes almak yeterlidir.
Nöronlar çalışırken, biz de çalışıyoruz. Hem düşünürken, hem eğlenirken. Tıpkı yazının başındaki gibi, “Nöronda uyarıları alan kısımlara ne ad verilir?” sorusuna cevabı, sadece biraz eğlenerek ve düşünerek bulduk! Şimdi, dendritlerin senden aldığı sinyalleri biraz daha dikkatle izle. Çünkü hayat, gerçekten sadece bir sinyalden ibaret.